Gelenekli Sanatlar

Geneleksel Türk el sanatları denildiğinde akla gelen ilk şey elbette Türklerin ürettiği sanatlardır. Üstelik, geneleksel sanatlar daima geniş halk kitleleri ürettiği ve çağlar boyunca değişmeden süregelen bir üretim biçimi vurgular. Bununla birlikte, bu sanatların kökleri oldukça geniş bir tarihsel zamana ve en az onun kadar geniş bir coğrafyaya yayılır. 

Türkler Anadolu’ya geldikleri II. Yüzyıla kadar yaşadıkları yörelerde geliştirdikleri üretim tekniklerini ve estetiği beraberinde getirmişlerdir. Bugün kırsal alanda örnekleri görülen bu sanatsal üretim bu geçmiş hala belli izler­le yaşamaktadır. 

II. Yüzyıldan başlayarak ıçıne girdikleri, yoğurdukları ve yoğruldukları Anadolunun çok öteden gelen kültür geçmişinden, duyarlılığından çok önemli katkılar almışlardır. O tarihten başlayarak ortaya koydukları tüm yapıtlar, Anadolu coğrafyasının ve tarihinin geçmiş birikimi içinde barındırır. 

Özellikle 14. Yüzyıldan başlayarak Anadolu dışı coğrafyalara açıldıklarında da kuşkusuz o yörelerin birikimini süzmüş ve yeniden üretmişlerdir. 

Aynı şekilde 10. Yüzyıla kadar getirdikleri müslümanlık öncesi anlayışla o tarihten sonraki İslam dünya görüşünün estetiği de geleneksel sanatlarda kendisini dışavurmuştur. 

Kısacası, geleneksel sanatlarımız bir uygarlığın ve kültürün bütün birikimini ve görkemli bireşimi içinde taşır. Bu, dünyada çok görülen bir durum değildir. Daha otonkton kültürlerin kapalılığı karşısında özellikle 18. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda doruğa ulaşmış bu kültürün dışa, etki­lemeye ve etkilemeye dönük yapısı onu diğerlerinden farklılaştıran özel­liğidir.